Siyah incilerin kültür yoluyla yetiştiriciliği görece yeni bir geçmişe sahiptir ve Tahiti bölgesinde 1983 yılından bu yana gerçekleştirilmektedir. 19. yüzyılda Pinctada margaritifera türünün yoğun şekilde avlanması, bu istiridyenin doğada nadir hale gelmesine yol açmıştır.
Neyse ki, devlet destekli koruma ve çoğaltma çalışmaları sayesinde bu değerli türün popülasyonu yeniden artırılmış ve yok olma tehlikesi ortadan kaldırılmıştır.
Yaklaşık 100 adet yavru Tahiti istiridyesi denize bırakılır ve olgunlaşmaları için yaklaşık 1 yıl beklenir. Bu sürenin sonunda yeterli gelişimi gösteren istiridyeler denizden çıkarılır ve her birine, istiridyenin kendi DNA’sından elde edilen çekirdek madde (nucleus) yerleştirilerek aşılama işlemi uygulanır. Aşılanan istiridyeler, gelişimlerini sürdürebilecekleri Tahiti’nin volkanik yapıya sahip okyanus sularına tekrar bırakılır.
Tahiti incileri, bu aşamadan sonra minimum 2 yıl boyunca Güney Denizi okyanusunda kalır. Bu süre boyunca istiridyeler yıl içerisinde farklı zamanlarda düzenli olarak ziyaret edilir, bakımları yapılır ve gelişimleri kontrol edilir. Sürecin sonunda elde edilen inciler genellikle 8,0 mm ile 15,0 mm arasında boyutlara ulaşır.
Güney Denizi bölgesinde siyah inci yetiştiriciliği, Güney Denizi (South Sea) incilerine kıyasla kısmen daha kolay ve maliyet açısından daha erişilebilir bir süreçtir. Bunun en önemli nedenlerinden biri, Tahiti bölgesinde koruma altındaki mercan adalarının ve uygun doğal yaşam alanlarının bolluğudur. Bu sayede Tahiti incileri, daha ulaşılabilir fiyat seviyelerinde sunulabilmektedir.